May 8, 2015

Yayınlayan  Makaleler | 0 Yorum

Damga Vergisinde Bilinmeyenler

ozan foto

Bilindiği üzere damga vergisi resmi sözleşmelerden ve resmi belgelerden belirlenen oranlarda değişen tutarlarda alınan vergi türüdür. Damga vergisinin tahsil edilebilmesi için ilgili belgelenin ibraz edilebilir olması, hüküm içermesi ve imzalanabilir bir belge olması şartları bulunmaktadır. İmza yerine geçen ibarelerin yer aldığı belgelerden de damga vergisi tahsil edilmektedir.

Damga vergisi oranları nispi oran ve maktu oran olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Damga vergisinde söz konusu kâğıtlara imza atan tarafların her biri damga vergisinin mükellefleri olarak kabul edilir. Ancak imza atan kişinin vergiden muaf tutulması ya da resmi kurum olması halinde diğer kişi bu verginin tamamını ödemekle yükümlü olur. Ayrıca noterde imza atamayanlar veya okuma yazma bilmediğini beyan edenler herhangi bir damga vergisi ve harç ödemezler. (HMK 206. Md)

Kısaca bir giriş yaptıktan sonra damga vergisinde sıkça karşılaşılan önemli sorunlardan biri olan bu verginin gider unsuru olarak dikkate alınıp alınamayacağı hususudur. Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinde indirim konusu yapılacak giderler açıkça sayılmış olup maddenin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde de, işletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçların safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği belirtilmiştir.

Yukarıda yer verdiğim söz konusu ayni vergi resim ve harçlar için ödenme şartı aranmaz iken idare muhtelif tarihlerde verdiği bazı özelgelerde damga vergisinin kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için ödenmesi gerektiğini ifade etmiş. Ayrıca damga vergisinin tahakkuk ettiği dönemde değil ödendiği tarihte kazancın tespitinde dikkate alınabileceği de ilgili özelgelerde belirtmiştir.

Vergi kanunlarımız açısından vergiyi doğuran olay yani devlet için vergi alacağı; vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vuku ve hukuki durumun tekemmülü ile doğar denilmektedir. Yedi gelir unsurundan birisi olan Ticari Kazançlar da elde etme yani vergiyi doğuran olay tahakkuk esasına bağlanmıştır. Ticari Kazancın tespitinde hâsılat bakımından olduğu gibi giderler yönünden de tahakkuk esasının dikkate alınması hem vergi mevzuatı hem de anayasal bir düzlemde daha doğru bir uygulama olacaktır. Yine gelir vergisi kanununun 40. Maddesinin 6. Bendinde belirtilen vergi, resim, harçların gider unsuru olarak dikkate alınabilmeleri için tahakkuk etmiş olmasının yeterli olduğu ödeme yani tahsil şartının aranamayacağı birçok yargı kararlarında da açıkça belirtilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığının vermiş olduğu 16.01.2013 tarih ve 64597866-125[6-2013]-2 sayılı özelgesinde de konuya açıklık getirilmiş olup daha önceki yargı kararları da dikkate alınmıştır. Bu açıklamalar çerçevesinde gerek gelir vergisi gerekse kurumlar vergisi matrahının tespitinde damga vergisinin gider olarak dikkate alınabilmesi için tahakkuk etmiş olmasının yeterli olduğu, ödeme şartının aranmasının kanunen bir dayanağı bulunmadığı açıkça belirtilmiştir.

OZAN BİNGÖL

VERGİ UZMANI

ÖZGÜR ERDURSUN SOSYAL GÜVENLİK MÜŞAVİRLİĞİ

 

 

 

 

 

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir